Çocuklarımız bakarken dünyaya anlamak için, tanımak isterken kendilerini ve çevrelerini, daha onlar oyun çağındayken, biz onlardan; sınav salonlarında sorguya çekilmekten usanmış, yorulmuş, sınanmaktan bıkmış çocuklar yarattık elbirliğiyle. Hayallerinden bir dünya kurmaları gerekirken, fazla hayal kurmayın dedik ders çalışma saatlerinde. Yaşamda kurulacak tek hayalin üniversite sınavından alınacak iyi bir puan olacağını öğrettik, o puanla ne yapacağını bilemeyen çocuklarımızın; istemedikleri mesleklerin sahipleri olarak, mutsuz insanlar olmalarına göz yumduk.
Çocuklarımızdan bize bağlı değil, bağımlı olmalarını istedik. Sandık ki, onlar için her şeyi yaparsak onlar okulda çok başarılı olurlar. Oysaki çocuklarımıza kendi hayatlarını vermediğimizden, çocuklarımız hayatı yaşamak yerine, hayatı seyretmeye başladılar. Hayal kurmak yerine kurulmuş hayallerin figüranı oldular. Biz anne babalarımızdan farklı olarak, istedik ki çocuklarımıza istedikleri her şeyi alabilelim ve aldıkta. Oyuncaklar, bilgisayarlar, markalı ayakkabılar, cep telefonları, oysaki mutlu olmadı çocuklarımız alınanlardan. Hiç bir çocuk başucuna koyup uyumuyor ayakkabısını. Mutlu etmek isterken onları, çocuklarımızın tatminsiz olmalarına neden olduk. Sınavların içinde çocuk olduklarını unuttuk çoğu zaman, ezberlenmiş bilgileri tekrar etmekten yorulabileceklerini, birey olabilmek için özür olmaları gerektiğini unuttuk. Ve beğenmiyoruz şimdi omları, hiç de bizim istediğimiz gibi olmadı bu çocuklar. Sürekli bilgisayarın başındalar, hiçbir şeyden mutlu olmuyorlar, ne istediklerini bilmiyorlar vs vs.
Ama yok ki bir suçumuz, sınav sistemi, ekonomik koşullar falan filan. Biz onlar rahat etsin istedik sadece, bizlerin yaşadığı sıkıntıları yaşamasın istedik, meslekleri olsun, para kazansınlar, ev bark sahibi olsunlar istedik. Kendi başaramadıklarımızı çocuklarımız başarsın istedik. Çok istediğimiz halde okuyamadığımız üniversitede o okusun istedik. Fenamı ettik!
Ettik, evet fena ettik. Çocuklarımıza hayatın salt bir yarışma olduğunu öğretirken dostluğu arkadaşlığı ve paylaşmayı öğretmeyi unuttuk. Çocuklarımızdan başarılı olmalarını isterken, başarının gelip geçici olduğunu, önemli olanın erdemli olmak olduğunu söylemeyi unuttuk. Kendi hayallerimizi gerçekleştirmelerini beklerken onlara hayallerinin peşlerinden gitmelerini ve hayallerini gerçekleştirmek içim cesaretle sonuna kadar mücadele etmelerini söylemeyi de unuttuk.
Çocuklarımızı çok seviyoruz. Bu ülkenin bütün çocuklarını seviyoruz. Onların mutlu olmalarını çok istiyoruz. O halde daha fazla geç kalmadan onları çok sevdiğimizi onlara gösterelim. Elbette sınavlar olacak ve çocuklarımız bu sınavlara hazırlanacak, çalışacak, elinden geldiği kadar gayret edecekler. Ama biz onları sınav sonuçları ile değil kimlik ve kişilikleri ile değerlendireceğiz. Bir Anadolu lisesinde okumasa da mühendis değil kuaför olsa da sevmekten vazgeçmeyeceğiz. Yeter ki çocuklarımız kendileri olsunlar. Özgür bireyler olarak kendilerini var edebilsinler.